aşık olmak,istemek,nefret etmek gibi birçok duygunun yalnızca bir ana ait olduğunu duyumsadığım bir an vardı,yalnızca bir an.iki yanı ağaçlı dümdüz bir yolda yürümektense,uzaktan ama çok uzaktan heybetli bir ormanı izlemenin daha makul olacağına inandığım ama bunu asla kabullenemediğim an da tıpkı böyle bir andı.bu dönülmez yollara girmişken zihnim geri dönüp bişeyleri değiştirmenin belki de birçok şey için en iyisi olacağı kanaatindeydi,ama tüm gerçekler dümdüz bir çizgi çizerken,çizginin her iki yanını da açık ediyordu.hal böyleyken hangi anın değişeceğine karar vermek oldukça güçleşiyordu.
yalnızca zihnimle var olabildiğim günlerimin hala mümkün olmasına fazlaca şükrediyordum,artık benim olmadığını hissettiğim bedenimin ağırlığı insanların içinde dolaşırken beni çokça zorluyordu zira.bir şeyler durmaksızın ilerliyordu evet,ama benim zihnim yalnız ve yalnızca oralardaydı,o anlardaydı.yaşamsal faaliyetler bir kenara;geçmişten sıyrıldığımda yok olacağımı hissediyordum.ne söylediğiniz beni hiç ilgilendirmiyor,beni aslında kendimin de ne olduğunu tanımlayamadığım şu şeylerle baş başa bırakır mısınız? demek istiyordum mavi gökyüzümü kaplayan tüm kara bulutlara.
o anları yaşamanın veya aidiyetin güzelliğini ve berbatlığını art arda yaşamak mıydı acaba tüm her şeyi yerle yeksan eden.sandığımdan çok daha büyük bir aidiyet olmalıydı ki her şeyi alıp götürmüştü.o anları hazırlayan tüm kişileri,tüm eşyaları boş vermek zihnimin en aptalca oyunuydu.o anların kaybettirdikleri ve kazandırdıkları sorgulanmaksızın ve dışlanmaya mahal yokken çokça yanımdaydı zira.
zihnim bu saplantıdayken ve gariptir az biraz halinden memnunken,bir şeyleri sezinlediğim bir anı da hatırlıyorum.ama sezinlediğim şeyin gerçekleştiği anı unutamıyorum.evet bu tıpkı üzüntünün mutluluktan çok daha fazla yer edindiği gerçeği kadar gerçek.nasıl derin bir çukurda kalakaldığını,nasıl yanılgılarla dolu olduğunu anladığım o anın verdiği acıyı da atlatamamaktan o anı silip atamıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder