Aralık 21, 2013

ve hayvanların korkunç öykülerini anlattım*

her şey bitiyor ve gidiyordu.
sökülen çoraplar vardı ayrıca,dökülen saçlar,uzağı göremeyen gözler,çürüyen dişler.
açık hava festivallerinin son filmleri ya da.çatlayan ince belli çay bardakları,küflenmeyen yoğurt,şekerlenmeyen reçel.kokmayan domates.
görüşelim değil de görüşürüz diyen insanlar,aynılaşan sohbetler.göz göze gelindiğinde bile söylenebilen yalanlar.inanmak istenmeyen gerçekler.yalnızca mutluluğu amaçlayan çabalar.aynası eksik ilişkiler.eski anlamına gelmeyen kelimeler.
delinen ozon tabakası,grileşen gökyüzü,görünmeyen yıldızlar.betonla kaplanan ağaçlar.rüzgarı engelleyen gökdelenler.kendimize ait olmayan ve sayıları durmaksızın artan zaman göstergeleri.
ne huzursuzdu tüm bunlar.
değişmezliğe duyduğum derin isteğe bir iki vakit önceki hallerimle baktım ve kendime yeterince acıdım.
sonra bunların çaresizliğini anladım,çünkü ben de gittim.
annemin aynı kokacağından emindim,domatesin de.kapıda beni karşılayacak birileri,kış için hazırlık telaşları,mutlu etmeyi çabalayanlar.bunlar büyük tesellilerdi.
sonra,geldim ve gördüm.babam kafeste öpüşen muhabbet kuşlarının önünde klimayı tel örgüyle kaplattığını ve güvercinlerin artık oraya yuva yapamayacağını söyledi. kırıklık,dargınlık,sahipsizlik,özlem,yalnızlık..hepsi yer değiştirdi ve dönüştü birbirine,hepsi tamamladı birbirini.
sonra bunların gereksizliğini anladım çünkü ben de bittim.
günlerce güneş hep aynı anlama gelecek şekilde doğdu,yıldızlar göründü ve gökyüzü gerçekten maviydi.balkonda kurumuş biberlerin,nanenin kokusu vardı.hayal kırıklığı hepsini bastırdı.
her şey yine gitti ve bitti;en hızlı anlam yüklediklerim.yaşananlar da  gitti ve bitti;yalnızca hissedilenler kaldı geriye.hiç kimse hislerimi bilecek kadar değerli değilmiş ansızın anladım,-bu acıtan bi gerçek olsa da-.aslında ben de değerli değilmişim.ama şu an karın boşluğumda hissettiğim sıcaklık değerli.yorgunluğum değerli.insan değersizken ona ait şeyler değerli.hayat da böyle garip.

...

hissettiklerimi bilecek kadar değerli değil demiştim,yine yanıldım;hep yanıldım.kimse hissettiklerimi zaten bilemedi.

Aralık 08, 2013

serzeniş

güzelliği herkesçe bilinen ve onanan o güne uyandığın sabah;
şu yoldan şu kadar adım atarak şuralara saparak yürüyeceksin ve sonu çok güzel olacak denmişti değil mi?
sen yolu yürümek istedin belki ama sayılarla oynamak senin işin değildi.
uçmak istedin o an belki de.sonra kaçtın.
yenildin dediler sen oyun oynadığının farkında değildin.herkes hata yapar ama herkes bedel ödemezdi,sen ödedin.
şimdi hatırla.
hiç bir şey göründüğü ve atfedildiği gibi değildir,hatırla.
bir yoldan iki kere geçilmezmiş,her bir cebine birazını sıkıştır bu gerçeğin.
deneyimlediğin şeylerin mutluluğunu nasıl da baltalayacağını,asla tekrar kendin olamayacağın sezişlerini kovaladığın sırada gelen yüz kızarıklığını,iç acısını hiç mi hiç unutma.
her şeyini sıradanlığa kaptırdığın o çarkın dışına çıkmak istediğin tüm demlerini,dişlerini geçirdiğin her şeyi al göğsüne bastır,besle.
büyütebildiğin kadar büyüt ki alışabilme fıtratınla savaşabil.
tüm bunları durup bir kez bile düşünmenin acısını ve huzursuzluğunu keşfettikten sonra,rüyalarla randevu ayarladığın uykularını da anımsa.
oldukça acizane ,bir o kadar masum bu uykuların göz kapaklarına yüklediği ağırlıklarla dünyayı görebildiğini fark ettiğinde çok geç kalmış olduğuna yan.
bir kez daha yan.