Haziran 19, 2013

nadas

bir şeyler oluyor,bir şeyler bitiyor.
her şey oluyor,hiçbir şey bitmiyor.
sen yaklaşıyorsun,varmıyorsun lakin.
amaç varmak değil zaten,nasıl varacağını varsan da ne yapacağını bilmiyorsun çünkü.
bazen dönüyorsun çaresiz oysa sadece durmak istiyorsun.
sığınıyorsun,peki ya sığınaklar olmasaydı?
sığınaklar bile eğreti.
sığınaklar durdurmak için değil midir,saklamak için,huzurda ve güvende hissettirmek için?
öyle ya burada her şey durup dururken bile hüzün veriyor,rahatsız ediyor.
binalar,insanlar,ışıklar hatta ağaçlar bile.
geçmişe fazlaca tanıklık ettiklerinden mi,gerçeği unutturmadıklarından mı,duran tek şeyin çocukluğun olduğunu hissettirdiklerinden mi?
onlar öylece dursa gözleri durmuyor.
-sen bizi terk ettin ama biz hep vardık,her yerdeydik ama en çok buradayız.
yine çıktık karşına ve bu böyle gidecek.
başka bir sığıncağın yok çünkü biz senle yaşadık ve dolayısıyla biz biliyoruz gerçeği.
gerçeği de terk edebileceğini sanmıştın sen halbuki.
biz hep ölürüz,miadımız belli ve sınırlarımız çok keskin.
sessizlik değil bizimkisi susturulmuşluk.
bilsen ve bağrına bassan iyi edersin,o zaman daha az rüya görür daha az üzülürsün.
tepeden tırnağa mutsuzluktan sonrası mutluluk değildir elbet,hiçbir zaman ve hiçbir yerde.
avunmak tek çaredir.çok hikayemiz var bizim,senin hikayene benzeyen;çünkü biz seniz.
gel,gündüzleri yaşar,geceleri ölürüz.
aidiyet bile yetmez mi sana?
-ben sadece durmak istiyorum,yaşamadan ölmeden öylece dursak birlikte.
olmaz mı?